Roma
Cuarón'un kendi çocukluğuna baktığı, siyah beyaz ve derinlemesine kurulmuş bir hafıza filmi.
Cuarón bu filmde hem yönetmen hem görüntü yönetmeni. Bu ikili rol filmin biçimini doğrudan belirliyor: Roma, hatırlayan birinin bakışıyla çekilmiş.
Yatay kamera
Filmde neredeyse hiç öznel çekim yok. Kamera çoğunlukla yatay olarak kayıyor ya da sabit duruyor; kimsenin gözünden bakmıyor. Bu mesafe, filmi bir anı anlatısı olmaktan çıkarıp bir gözlem hâline getiriyor.
Uzun planların içinde arka planda sürekli bir şeyler oluyor: sokakta bir gösteri geçiyor, bir bando çalıyor, uzakta bir yangın var. Cuarón bunları vurgulamıyor. Hafıza böyle çalışıyor — merkezdeki olay ile arka plandaki gürültü aynı kaydın içinde.
Siyah beyaz kararı
Renk yokluğu nostalji için değil. Aksine film dönemi güzelleştirmiyor: siyah beyaz burada sınıfsal farkı düzleştirmeyi reddeden bir netlik sağlıyor. Evin içindeki her yüzey, her eşya, kimin neyi temizlediği çok net görünüyor.
Yalitza Aparicio
Profesyonel oyuncu olmayan Aparicio’nun performansı filmin merkezinde ve etkisi tam olarak “oynamıyor” olmasından geliyor. Cleo’nun sessizliği bir karakter özelliği değil, konumunun sonucu; Aparicio bunu duygu göstererek değil, göstermeyerek taşıyor.
Deniz sahnesi — tek çekimde, gerçek dalgalarda — filmin en çok konuşulan anı ve hak ediyor. Teknik zorluğu değil, o zorluğun hiç fark edilmemesi etkileyici.
Eleştiri
Filmin orta bölümünde, aile içi krizle sokaktaki siyasi şiddetin paralel kurulduğu yerde bağ biraz fazla düzgün oturuyor. Cuarón burada, geri kalanında kaçındığı bir simetriye teslim oluyor.
Sonuç
Kişisel bir filmin nasıl kişisel kalıp aynı anda toplumsal olabileceğinin örneği. Mümkünse iyi bir ses sisteminde izleyin; ses tasarımı filmin yarısı.
Kareler
Kareler filmin tanıtım görsellerinden alınmıştır; hakları yapımcı ve dağıtımcı şirketlere aittir.