Yüzler Yerler
İki kuşaktan iki sanatçının Fransa kırsalında dolaştığı, sıcak ve hüzünlü bir belgesel.
Doksanına yaklaşan Agnès Varda ile otuzlarındaki JR, bir fotoğraf kamyonetiyle Fransa kırsalını dolaşıyor. Karşılaştıkları insanların portrelerini çekip duvarlara devasa boyutlarda yapıştırıyorlar. Filmin tamamı bu.
Basit fikrin derinliği
Bir portreyi büyütüp bir binanın cephesine yapıştırmak, ilk bakışta hoş bir sokak sanatı işi. Filmin bulduğu şey, bu jestin insanlarda yarattığı etki: kendi yüzünü o boyutta gören biri ilk önce utanıyor, sonra ağlıyor, sonra gülüyor. Kamera bu üç aşamayı bekliyor ve hiçbirini kesmiyor.
Madenci mahallesindeki sahne bunun en güçlü örneği. Yıkılacak evlerin sonuncusunda oturmayı reddeden kadının portresi kendi evinin cephesini kaplıyor. Kimse bir şey açıklamıyor; görüntü yeterli.
İki kuşak
Filmin ikinci katmanı Varda ile JR arasındaki ilişki. Varda’nın gözleri zayıflıyor, JR gözlüğünü hiç çıkarmıyor — film bu ikisi arasındaki şakayı sonuna kadar taşıyıp finalde ona ciddi bir anlam yüklüyor.
Belgeselin en güzel tarafı, kendi yapım sürecini saklamaması. Kamyoneti, baskı makinesini, yapıştırma işini görüyoruz. Sihir gösterilmiyor, paylaşılıyor.
Ton
Film sürekli neşeli ama altında bir veda var. Varda hafızasından, görme yetisinden ve arkadaşlarından söz ederken tonu hiç ağırlaşmıyor; ağırlığı seyirci taşıyor. Son sahnedeki hayal kırıklığı ise belgeselin planlanmamış en dürüst anı.
Eleştiri
Ortalarda birkaç durak, filmin geri kalanı kadar güçlü değil ve bölüm yapısı biraz tekrara düşüyor. Seksen dokuz dakika için bile bir iki durak fazla.
Sonuç
Belgeselden hoşlanmayanların bile sevebileceği türden. Sanatın ne işe yaradığına dair, teorisiz ve gösterişsiz bir cevap.
Kareler
Kareler filmin tanıtım görsellerinden alınmıştır; hakları yapımcı ve dağıtımcı şirketlere aittir.